Anasayfa   ::   E-Posta Gönder   ::   English
Agos - Doğu ezgilerini udilerle batıya taşıyor
Agos - Doğu ezgilerini udilerle batıya taşıyor



Doğu ezgilerini udilerle batıya taşıyor

Haig Yazdjian'ın da katıldığı Uluslararası İstanbul Ud Festivali enstrümanın meraklılarını bir araya getirdi. Dünyanın dört bir yanından gelen ve İstanbul'da buluşan udilerin enstrümanından çıkan ezgilerin dileği aynıydı: Birlik...

Türkiye'de bir ilke imza atan İstanbul 1. Uluslararası Yorgo Bacanos Ud Festivali, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında 25-31 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirildi. Çok fazla tanıtımı yapılmayan ama değerli katılımcılarıyla dikkat çeken festivale gösterilen ilgi yoğundu.

Festivalin, konserlerinden atölyelerine kadar her alanı sanki özenle seçilmiş izleyiciler ve katılımcılarla doluydu. Ağırbaşlılığını ve naifliğini müziğinde gösteren ud, festivalinde de göstermişti bunu. Festivale Türkiye ve dünyadan önde gelen ud üstadları katıldı. Geleneksel hâle getirilmesi planlanan festival bu yıl, ud sazını hakkıyla icra etmekle kalmayıp nadide bir ekol oluşturarak kendinden sonraki bir çok udîyi etkilemiş olan Yorgo Bacanos'a ithaf edilmişti.

Türkiye bu yıl, ud üstatlarını ağırlamak açısından oldukça şanslıydı. İki yıldır Kardeş Tür-küler konserleri sayesinde Ara Dinkdjian'ı dinleyebiliyoruz. Dinkdjian'ın artık bir ayağı da Türkiye'de diyebiliriz, Kardeş Türküler ile gerçekleştireceği yeni projeleri de yolda. Bu yıl-ki bir diğer şansımız ise Haig Yazdjian'ın ud festivali kapsamında İstanbul'a davet edilmesi oldu.

Yunanistan'da yaşayan Yazdjian'ı, Türkiye Ermenileri Talar albümü ile tanıdı. Albümleri Türkiye'de dağıtıma çıkmadığından uzun süre Lale Müzik sayesinde onun kendi şarkıları ile Ermeni geleneksel ezgilerinin modern uyarlamalarını dinleme imkânı bulduk. Yazdjian, ud festivali kapsamında, bir konser verdi, bir atölye çalışmasına katıldı ve bir de panelde konuştu.

Yunan vatandaşı Suriyeli bir Ermeni Udi

Artık insanları milletlerle etiketlemenin hiçbir anlamı olmadığını gördüğüm şu günlerde, İstanbul Ud Festivali'nde karşılaştığım Haig Yazdjian 'millet' etiketinin anlamsızlığını bir kez daha hatırlattı bana. Suriyeli bir aileden gelen Yazdjian, Yunanistan'da yaşayan Ermeni asıllı bir müzisyen. Kendisini birçok albümden tanıyor olabilirsiniz. Son on yılın Yunan caz müziği sahnesindeki itici güçlerinden biri olan Haig Yazdjian bir başka şaşırtıcı solo çalışmaya daha imza atıyor. Benzersiz düzenleyici besteleme tarzı ve semavi ud icrası etrafında gelişen 'Amalur', Haig Yazdjian'ın beş yıl boyunca birinci sınıf müzisyenlerden oluşan grubu ile dünyanın her tarafına yaptığı yolculukları, dünya müzik sahnesinin önde gelen isimleri (Theodossii Spassov, Glen Velez, Djivan Gasparyan ve Loreenna McKennitt bunlardan birkaçı) ile birlikte yürüttüğü çalışmaları içeriyor.

Suriye'de Ermeni bir ailede dünyaya gelen ve 80'lerin başında Yunanistan'a göç eden Yazdjian'ın aklında, bir genç olarak, uddan ziyade elektrogitar vardı. Ancak udun tınılarında, dışavurumcu arayışlarının keşfedilmemiş alanlarını keşfetti. Yalnızca birkaç yıl içinde Yunanistan'ın önde gelen solistlerinden biri olarak edindiği saygınlık, onu seçkin bestecilere ve önde gelen ses sanatçılarına yaklaştırdı. Çıkardığı ilk albüm, udun olanaklarını sergileyen bir solo ud albümüydü (1994).

Ermeni ezgilerine Ortadoğu yorumu

İki yıl sonra (1996) gelen ve küçük kızı Talar'ın adını taşıyan ilk sözlü albümü, Ermenistan, Ortadoğu ve Batı'nın sertliğinden ve yumuşaklığından esinlenen, onları birbiriyle mücadele eden ve birbirini tamamlayan, yaşayan yaratıcı kuvvetler olarak ele alan bir peyzaj gibiydi. Yazdjian'ın geleneksel Ermeni bestelerine, Ortadoğulu anlatımlara ve kendi bestelerine yaklaşımı onun daha da fazla tutulmasını ve en umut veren bestecilerden biri olarak görülmesini sağladı. Arada çıkan tek parçalık CD'si 'Gift-Armağan'ın (1997) ardından 1998 yılında bu sefer ikinci kızı Garin'in adıyla piyasaya çıkan ikinci büyük albümünde, müzikal mecazların topografyasına doğru yolculuğunu ilerletti. Çok geçmeden, en önemli eserlerinden biri olan, Richard Kalinosky'nin yazdığı 'Beast on the Moon' adlı oyun (2000) için bestelediği ve piyasaya sürdüğü sahne müziği ile uluslararası üne kavuştu. Albümlerinin Avrupa, Amerika ve Ortadoğu'ya ihracının ardından konserler ve festivaller, çok sevildiği İspanya'da büyük bir turne, İspanya ve İskandinavya'da festivaller ve büyük bir Almanya turnesi geldi. 2001 yılında piyasaya sürülen Yeraz, hem Yunanistan'da hem de yurtdışında eleştirmenler-den büyük beğeni topladı. Yazdjian'ın anlatısının ileri bir bölümü olan 'Yeraz', bütün dinleyicilerin ve kendisi gibi hayalperestlerin ortak noktada buluştuğu bir düş dünyasının, bir olasılıklar gerçekliğinin, bir iç dünyanın kapısını açtı.

İlerleyen yıllarda Avrupa turnelerine devam eden Yazdjian, aynı zamanda yeni sanatsal dorukların temelini atmasına yardım eden çeşitli yan projeler oluşturuyordu. 2007 yılında son albümü 'Amalur'u piyasaya çıkardı. Toplam on parçadan oluşan albümde Yazdjian ilk defa, en önemli Yunan söz ya-zarları (Elias Katsoulis, Nikos Moraitis ve Iris Louka) tarafından yazılan Yunanca sözlü şarkılar (üç şarkı) kayda aldı.

Ud Festivali'nde düzenlenen atölyelerde herkes udunu kaptı geldi. Panellerin yapıldığı salon bazen bir atölye alanına dönüştü. Sandalyelerden birinde ise ilginç bir isim oturuyordu. Bir yıldır İstanbul'da eğitim gören, bu yıl Sabancı Üniversitesi Kültürel Çalışmalar Bölümü'ne kabul edilen Anuş Suni, Haig Yazdjian'ın atölye çalışmasındaydı. Az sayıdaki kadın udiden biri olma yolunda ilerleyen Suni'ye festival ile ilgili görüşlerini sorduk.

"Ağlattın kızı!"

İstanbul Ud Festivali'nin müzikal anlamda beklentilerini karşıladığını söyleyen Suni, "Ud'un dünyadaki merkezlerinden biri olan İstanbul'da böyle bir etkinliğe katılmaktan çok mutlu oldum. Dünyanın birçok yerinden gelen ud sanatçıları ile burada tanışma imkânım oldu" dedi ve şöyle konuştu: "Irak'tan Omar Bashir (Münir Bashir'in oğlu), Mısır'dan Naseer Shamma, Avustralya'dan Joseph Tawadros, ABD'den Münir Nurettin Beken, Yunanistan'dan Haig Yazdjian, Türkiye'den de Dr. Mutlu Torun ve Osman Nuri Özpekel gibi pek çok isim festivaldeydi. Her akşam üç ya da dört farklı ud performansı seyretme şansımız oldu.

Birçok farklı ülkeden ud sanatçısının dinletiler gerçekleştirmesi bize udun Türk, Ermeni, Arap, Yunan kimliklerini görme fırsatı verdi ve aynı zamanda folk, klasik, geleneksel ve yeni ud tekniklerini görmemizi sağladı.

Her konserin, dinleyicileri koridorlara kadar genişleyen büyük bir kitle tarafından, ilgi ile izlenmesi de beni sevindirdi. Favori etkinliğim ise Haig Yazdjian'ın Sepetçiler Kasrı'nın camlarla kaplı kış bahçesinden Haliç manzarası eşliğinde yaptığımız atölyesiydi. 15 kişilik grubumuzda Yazdjian bazı parçaları satır satır çalarak bize tekrarlattı ve kendi tekniğinden örnekler aktardı. Yazdjian, atölyenin sonunda Ermeni ezgilerinden 'Bingöl' ve 'Hele hele'yi de çalarak küçük bir dinleti gerçekleştirdi. Kaydettiğim bu dinletiyi dinleyerek evime vardığımda, mutluluk ve gözyaşlarının biraradalığının verdiği güzel hazzı yaşıyordum. Aynı şekilde Bingöl'ü dinlerken atölye sırasında da ağlamıştım. Gözyaşlarımı organizatörlerden birinin getirdiği mendille silerken, Yazdjian'a 'ağlattın kızı' sözleriyle espri yapıyorlardı."

BÜLTENE ÜYE OL
E-mail Adresiniz
 
BASINDA UD FESTİVALİ